Yaratıcı Bir Söyleşi - Uzm. Klinik Psikolog Selin Erekli

Yaratıcı Bir Söyleşi - Uzm. Klinik Psikolog Selin Erekli

Selin Erekli kim? Kendini nasıl tanımlıyorsun?

Sen kimsin? Kendini nasıl tanımlarsın sorusunun zorluğuyla bir kez daha yüzleştim. İnsan en geç, en zor kendini tanır ya; iç gözlem, öze yönelik farkındalık büyük mesele.
Beni bir başkasına sorsanız bambaşka tanımlar belki ama kendi penceremden BEN; neşeli, sosyal, renkli, duygusal, spor sever, sanat sever, hayvan sever, empatik, adil, az biraz çılgın, fevri, inatçı, azimli, işine aşık bir kadınım.
Beni izlediğim bir çizgi film etkisinde hönkürerek ağlayarak da görebilirsiniz, ciddi bir toplantıda sert bir suratla da; hayvan barınağında köpekler arasında çamur içinde de bulabilirsiniz, terapi köşemde kırmızı rujumla da.



Psikoloji ile sanat çok iç içe iki kavram ve her sanatçı için psikoloji neredeyse her işin içinde olmak zorunda olan bir öğe. Peki psikologluk ile sanatçılık nasıl bir arada yaşıyor? Çakışıyorlar mı yoksa birbirlerini besliyorlar mi?

Birbirlerini besliyorlar demek az bile kalır. Birbirlerinden besleniyorlar, hatta birlikte varlar!
Sanatın kökleri muhakkak psikolojiye iniyor. Psikolojiden besleniyor. Psikoloji biliminin kökü de insanın özüne iniyor. En derinine, en mahremine, en karanlık yerine, en renkli köşesine dokunuyor. Terapi dediğimiz şey sanatın ta kendisi !
Okullarda teoride öğrendiğimiz her şey, terapi koltuğuna oturduğumuz an ufacık kalıyor.
Şahsen ben ilk seansımda titrediğimi asla unutamam  Her insan biricik, özel, farklı, değişik bir renge sahip. Dolayısıyla terapi süreci de biricik oluyor. Yağlı boya ve akrilik boyada kullanılan fırçalar nasıl ki farklı; terapi süreçleri, kişiden kişiye bambaşka tekniklerle, kişinin karakteriyle, dokusuyla, yapısıyla, özüyle bambaşka yollarla şekilleniyor.
Yoksa hangi ruha, öze, kalbe dokunmak mümkün?
Psikologlar, terapi yapan gizli sanatçılar efendim.

Sanatçı Selin Erekli’nin en hassas olduğu konu nedir?

Aslında kendimi terapist ya da sanatçı olarak çok farklı karakterlerde görmüyorum.
Özüm aynı. Davranışlarım elbette farklı  Otokontrol var çok şükür
Resim yapmak benim için yalnızlık demek. Yüzleşmek, öze inmek, meditasyon, kafa boşaltmak demek. Sanırım bu anlamda en hassas olduğum konu resim vaktimde kimsenin bana dokunmaması  Zaman zaman telefon bile kapatırım ulaşılmaz olmak adına.
Kişisel alana saygı diyebilirim
Gerçi bu seans sırasında da yaptığım bir şey. Yazarken farkettim. Dedim ya, özüm aynı.
Yazıp yazıp sonunda ‘’ee ben her iki alanda da aynı noktada hassasmışım!’’ deyiverdim

Peki, psikolog Selin Erekli’nin en hassas olduğu konu ne? En çok ne kafasını kurcalıyor?

Hah işte bu alanda cevaplar biraz daha derinleşebilir. ETİK ÇİZGİ, terapist ahlakı bu alanda en hassas olduğum yer. Eğitimsiz, yetkisiz o kadar çok isim var ki alanda terapi yapan... Düşündükçe üzülüyorum; hem işini hakkıyla yapan meslektaşlarıma hem de yanlış kişilerin eline düşen, terapi gördüğünü sanan insanlara.
Hala bir meslek yasamızın olmayışı kafamı ciddi derecede kurcalıyor.
Haksızlık, adaletsizlik, etik yoksunluğu saymakla bitiremem bu alandaki derdimi, acımı.
Meslek istismarı; tüm bu derdimi açıklayan başlık.

Psikolog ve sanatçı terimleri yan yana gelince kafamızda hemen ister istemez “sanat terapisi” baloncuğu oluştu. Bu konuda biraz sohbet edelim mi? Nedir bu sanat terapisi? Modern pazarlama dünyasının bir üretimi mi yoksa ciddiye almamız gereken bir tedavi yöntemi mi? Sanatla ilgilenen bir psikolog sanat terapisti midir? Sanat terapisti olmak için ne gerekiyor? Daha çok sorumuz var bununla alakalı ama biz hepsini sorarsak cevaplara yer bırakmayız, sen cevaplarda istediğin kadar uzat lütfen :)

O kadar çok duyuyorum ki; sanat terapisti misiniz? HAYIR. Sanat terapisti değilim. Resim yapan bir psikoloğum sadece
Sanat terapisi son derece ciddiye alınması gereken, fakat ne yazık ki ülkemizde gücü pek de keşfedilmemiş bir alan. Aslına bakarsanız sanatı psikolojinin her yerinde görüyorsunuz. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde görev yaparken öğle vakti tüm hastalar resim yapmak isterdi. Sanatın iyileştirici gücünü daha büyük gördüğüm başka yer yok. Hastanenin kasvetli ortamı 1 saat de olsa renklenir, yumuşar, insanlar dertlerine ara verirdi.
Benim de kendi ruh sağlığım için resme en yoğunlaştığım dönemdi o zamanlar
Sanat Terapisi çooook eski, çok eskiye dayanan kökleri var. İnsanlık tarihinden bile eski diyebilirim. 1940’tan itibaren ABD’de ayrı bir meslek dalı olarak tanımlanmaya başlamış.
Terapi sürecinde, sanat (resim, dans, heykel, müzik...) kullanılarak kişilerin iç dünyalarını dışa vurması amaçlanan çook etkili bir dal. Fakat bunu eline fırçayı alan her terapist yapamıyor elbette. EĞİTİM mühim  Ben mesela, kendimi bildim bileli çiziyorum fakat hiç bir zaman haddimi aşıp da sanatla dışa vurum yapalım demedim terapi odamda.
Sanat terapisti olmak için bu alanda eğitim almak gerekiyor. Üniversiteyi bitirip de psikolog olmak yetmiyor.

Biraz da çalışma alanından bahsetmek istiyoruz. Pandemi süresince çalıştığın, arkada tuvaller olan ev ofisine Instagram’dan aşinayız :) Resimlerin için nasıl bir çalışma ortamı yarattın? Senin için ideal resim atölyesi nasıl olur?

Hah-ha  Seans köşem çok keyifli gerçekten, çok teşekkür ederim iltifatı duyar gibi oldum Yaptığım resimlerle enteresan bir bağım var; gözümün önünde dursunlar istiyorum. Çocuğu asla sokağa çıkmasın isteyen anne evhamı var galiba içimde
Fakat soru en dertli olduğum yerden geldi  Hayalimdeki atölye, aman efendim yere boya damladı, ay kediler tuvale bastı, vah koltuğa boya sıçradı demediğim bir boş oda
Hani filmlerde gördüğümüz bir sahne var ya; sanatçı tuvale kovayla hunharca boya döküyor  Hah işte, tam olarak onu yapabileceğim bir ortam.
Şuan ne yazık ki evimde resim yapıyorum ve kovayı savurarak resim yapsam annem tarafından evden atılma ihtimalim var
Evde 3 kedim var; bir bakıyorum hayvanın sırtı turuncu olmuş, bir bakıyorum ötekisi kurumak üzere kaldırılmış resme basmış her yer mavi pati izi... Komedi
Belki yaratıcılığıma katkıları var ne bileyim
Hayalim tez vakitte bir minik atölye yaratmak. Hunharca resim yapmak
Şimdilik instagram’dan aşina olduğunuz o köşede devam.

Resim yapma sürecinden bize biraz bahseder misin? Üzerine çalıştığın, nasıl adlandıracağımızı bilemedik ama duyguları ifade eden seri hakkında bizi biraz bilgilendirir misin?

İlk okuldayken bir resim öğretmenim vardı. Benimle çok uğraşırdı. Haydi Selin gel bakalım tahtaya çiz şunu, al Selin bunu evde çiz getir ödev olarak... Sanırım içimdeki küçük Picasso, onun sayesinde can buldu  Kendisini çok aradım fakat bulamadım, ah keşke bulsam da o zaman edemediğim teşekkürleri boynuna sarılıp da edebilsem.
Öyle dönemler ki, okulda gaza gelip eve gelip odamın duvarına kocaman bir figür çizmiştim. Çıkmayan kalemle  Akşam annem odama geldiğindeki suratını asla unutmam. Odaya girdi, bir şeyler farklı hissetti baktı baktı neyin farklı olduğunu buldu  Duvarda kocamaan bir dans eden kadın figürü  Kızgınlık, şaşkınlık sonrasında da HAYRANLIK  Bunu sen mi yaptın diye sordu inanamayarak. O gün bugündür çiziyorum, boyuyorum işte ben.

Üniversiteye başladığımda ise mesleğimi farklı bir dilde ifade etmek istemiştim.
Ne bileyim işte özlü söz paylaşan psikolog olmak istememiştim. Madem bir yeteneğim var neden mesleğimle birleştirmeyeyim ki dedim. O zamanlar tabii sanat terapisinden bir haberdim.
Çizmeye başladım.
Staj zamanlarımda hastaneden döndüğüm günler, insanların yüz ifadelerini aklımdan çıkaramıyordum. Her bir tanı için ortak bir mimik vardı. Bunu görebilmiştim. Kağıda, tuvale yansıyanlar da hep o zamanlardan kalma.
O gün bugündür çizerken bir tanı düşünüyorum, bazen de düşünmeden çiziyor bu neye benzedi diye yorumluyorum.
İnsanlara tanıları, hastalıkları, psikolojiyi anlatmak için fırçamı kullanıyorum.
2015 senesinde çizdiğim bir kadın var mesela, ismini HOPE koydum (umut). Bilinçaltım çizerek onlara iyi gelecekmiş gibi
Hope, şuan duvarımda çerçevesinde duruyor. O meşhur terapi köşemin vazgeçilmez parçası.
Tüm bunların başlangıcı olarak bana da umut oluyor.



Son olarak da Kasım'20 Sanat Kutusu'ndan harika çalışmalarından biri çıktı. Bize bu eserinden bahseder misin?

Anlamı çok derin bir resim aslında.
Rengarenk gözüken, gözüktüğü halinden çok uzakta olan, bastırılmış, sindirilmiş, ürkütülmüş hayatların mimiklere yansıması.
Gözlerine bakın. Lütfen, yakınlaşıp da bakın.
Mavi ot, yeşil gökyüzü, puantiyeli pembe saç, tupturuncu kıyafet silebilmiş mi sizde gözündeki hüznü?
Seans odasında çok sık karşılaştığım hikayelerden esinlenerek çizmiştim.
Mutluluğu rol sanan hayatlar.
Ayağına küçük gelen o ışıklı ayakkabıyı giyemediği için çılgınca ağlayan çocuk gibi.
Özdeki mutluluğu göremeyenler gibi...

Bizimle söyleşi yaptığın için çok teşekkür ederiz! Okuyucularımıza söylemek ya da onlarla paylaşmak istediğin herhangi başka bir konu varsa sahne senindir :) ve çok teşekkürler,

Ben teşekkür ederim!
Çok samimi, içten, sıcacık bir söyleşi oldu.
Gönlüm gelip kocaman sarılmak istiyor, malum KORONA

Yorum yap

Tüm yorumlar yayınlanmadan onaya gönderilmektedir.