Yaratıcı Bir Söyleşi - Nazife Balcı

Yaratıcı Bir Söyleşi - Nazife Balcı

Nazife Balcı kimdir ve sanata nasıl bulaştı, bize biraz anlatır mısın? 

Öncelikle sanata gönül vermeyi amaçladığını öğrendiğim kimselerin ve sanatseverlerin bana ulaşarak söyleşi yapmasından duyduğum memnuniyeti sizlerle paylaşmak isterim.

Sanata gösterdiğiniz emekten dolayı da sanat ve sanatçılar adına da teşekkür ederim.

Sanat adına “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözleri de sanat adına çok anlamlı olsa gerek.

Nazife Balcı’ya gelecek olursak o da insanlardan bir insan. Aramızdan biri yani. Sizlerden biri. Kısaca kendimden bahsedecek olursam;

“1979 Ankara doğumluyum ve Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Resim Bölümü mezunuyum. Ebru sanatı, geleneksel el sanatları, kumaş boya, ahşap, ipek pentur, yağlıboya resim olmak üzere birçok alanda eserler vermeye gayret ediyorum. Usta Öğretici olarak da uzun yıllardır eğitim veriyorum. Halen Çankaya Başkent Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğretici olarak bir eğitim kurumunda ebru dersleri vermekteyim. 2013 yılında ebru alanında Kültür Bakanlığı “sanatçı tanıtma kartı” aldım. Yirmi beşe yakın –kişisel ve karma sergide eserlerim yer aldı.

Hayata bakış açısı gereği; insanın kendini her konuda sürekli geliştirmesi gerektiğine ve sürekli “olumlu arayış” içinde olması gerektiğine inanan her zaman bilginin ve öğrenmenin sonunun olmadığınısavunan ve hayatında yaşayan biriyim. Aynı zamanda “tezhip” ve “kaatı” sanatlarında da eserler vermeye çalışıyorum.

Sorunuzda “sanata nasıl bulaştı” diyorsunuz. Aslında “bulaşma” kelimesini; “insanoğlunun hamurunda sanat olduğundan insan sanatla yoğrulmuştur” diyerek biz daha doğmadan sanatla ilgimizin olduğunu belirterek cevaplamak isterim.

Yani sanat hamurumuzda var. Dolayısıyla hemen herkesin sanata ilgisi yeteneği vardır. Bunun doğru ortamda ve doğru araç-gereçle doğru zamanda ortaya çıkarılmasına ihtiyaç var. İnsanın üzerindeki küller savrulsa herkesin ayrı bir kor olduğuna inanırım. Yeter ki fırsat verilsin.

Nitekim sizin sitenin kuruluşunda yer alan “Kutuda Sanat Var Ocak 2017'de herkesin içindeki sanatçıyı ortaya çıkarmak için kuruldu. Biz herkesin içindeki yaratıcılığı dışa vurması ve içindeki sanatçıyı yaşaması gerektiğine inanan, bunun da ötesinde herkes içindeki sanatçıyı serbest bırakırsa çok daha güzel bir dünyada yaşayacağına inanan bir grup insanız.” sözleri de benim söylediklerimle örtüşüyor. Dolayısıyla sanatla yürünen bir yolda beraberiz.

Ben de dünyada olmayı büyük bir değer olarak gördüğümden bunu büyük bir fırsata çevirmek istiyorum. İnsanlara, insanlığa yararlı işler ortaya koymaya çalışıyorum.Bu sebeple hemen her alanda üzerime düşeni “karınca kararınca” yapmaya, bildiklerimi aktarmaya çalışıyorum. Bu çerçevede 2016 yılında Tezhip Sanatında “Saz Yolu Üslubu”adlı bir kitabım yayımlandı. Tezhip sanatıyla uğraşanların, sanata ilgi duyanların oldukça ilgisini çekti. Dilerim başka yayımlara da öncü olur.

Ebru bizim için gerçekten hayranlık uyandıran bir teknik. Ebruyu Nazife Balcı nasıl görüyor, bizimle biraz ebru konuşur musun?

Biraz önce dediğim gibi dünyada olmak büyük değer ve bunu fırsat olarak görmeli.

Ben de bu fırsatı sanatla yakaladığıma inanıyorum. Zira “herkes zengin, herkes yönetici, herkes siyasetçi olabilir. Ama sanatkâr olmak ayrıdır.

Sanat benim yaşam tarzım. Ebru ile uzun yıllar önce tanıştım.

Ebru, kendine özgü tekniklerle hazırlanan ve tekneye alınan suyun üzerinde boyalarla oluşturulan desenlerin kâğıda aktarılmasıyla yapılan geleneksel bir sanattır.

Ebru kitap süsleme sanatı ve kitap ciltlerinde yan kâğıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) olarak tarihsel süreçte geleneksel bir sanat haline gelmiştir. 13. yüzyılda ilk Ebru formları Orta Asya’da görülmüştür ve sonra Anadolu’ya yayılmıştır.

  • EBRU sanatı adını Farsça’daki Ebri kelimesinden almıştır.
  • “Bulut gibi” “bulutumsu” manasına gelir.
  • Yüzyıllar boyunca da bu isimle anılmıştır. Ancak EBRU kelimesi daha ahenkli bulunduğu için sanat isim değiştirmiş ve böyle anılmaya başlamıştır.
  • Avrupa ülkelerinde bu sanata ‘TurkishMarblingPaper’ yani “Türklerin KağıdıMermerleştirme Sanatı”;
  • Orta Doğu ve Arap ülkelerinde ise ‘Varakül-Mücezza’ yani “Dumanlı Kağıt” olarak adlandırılmıştır.
  • EBRU’nun TARİHÇESİ: EBRU ya dair bilinen en eski eser elimizde bulunan Arifi’nin 1539-40 tarihli Guy-i Çevgan adlı eseridir.
  • Guy-i Çevgan (Eski Türkler’de oynanan bir tür oyunda “guy”[vurulan, eziyet çekeni], “çevgân” [sürüklenen,eziyet eden] adlı eseridir.
  • Eserin her yaprağı ebruludur. ( Topkapı sarayı 645 de kayıtlı olup ünlü ebrucu TimuçinTanarslan tarafından bulunmuştur.)
  • Bilinen en eski EBRU sanatçısı ise Tertib-i Risale-i Ebri de (1554, hicri(962) ) adı geçen ve Şebek lakabı ile anılan Mehmet EFENDİ’ ye ait Ebrudur
  • Sonuç olarak EBRU sanatının felsefesi;
  • Gökyüzünde meydana gelen ve bir anda değişen, kaybolan güzellikleri yeryüzüne aksettirerek onları kağıt üzerinde ebedileştirmek
  • İnsan gönlünün sudan kâğıda aksi
  • Güzelliğin levhalaştırılması
  • Sevginin paylaşımı
  • Sanatın enginliği
  • İnsan kalbinin doğal materyaller vasıtasıyla aksetmesi olarak açıklanabilir.

Ebru sanatı, kendine has malzeme ve uygulama özelliğine sahiptir.

Ebru sanatında kullanılan bütün malzeme ve araçlar genelde ebrucu tarafından hazırlanır. Ancak günümüzde profesyonel firmaların da devreye girmesiyle malzeme bulmak kolaylaşmıştır.

Boyaların tamamı tabiattan doğal yöntemlerle elde edilir.

Suyun yoğunlaşmasını sağlayan kitre bitkisel esaslı bir ana malzemedir. Boyaların kitre üzerinde açılmasını sağlayan doğal asit de hayvanın safra kesesindeki öd’dür. Kitreyle yoğunlaştırılmış su üstünde doğal yöntemlerle hazırlanan boyalar aracılığıyla oluşturulan desenler kâğıt üzerine geçirilir.

Yüzyıllar boyunca gelgit, taraklı, hatip, bülbülyuvası, çiçekli gibi pek çok özel ebru çeşidi gelişmiştir. Ebru’da kullanılan en yaygın renkler açık yeşil, kırmızı ve sarıdır. En sık rastlanan desenler ise çiçekler, yapraklar, süslemeler ve ayın ilkdördün halidir.

“Ebru: Türk Kağıt Süsleme Sanatı, 2014 yılı itibariyle ülkemiz adına UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesine kaydedilmiştir.

Ebrunun malzemeleri oldukça ilginç.

  • Boyalar : Geleneksel Türk ebrusunda yalnızca suda erimeyen, asit ve kazein içermeyen ve ışıktan etkilenmeyen doğal boyalar kullanılmaktadır.

Geleneksel Türk ebrusunda kullanılan ana renkler

Çamlıca toprağı, Beyaz, Siyah, Sarı, Aşı Boyası, Kahverengi, Kırmızı, Lahor Çividi.

  • Kitre ;Ebru sanatının en önemli maddelerinden biridir. Boya serpilecek suya kıvamve yapışkanlık vermek için kullanılır. Boyaların su üstünde kalmasını sağlayan bitkisel bir malzemedir. Beyaz, taze ve topraksız(fiyor) olanı tercih edilir. KitreAnadolu’da yetişen geven türü dikenli bitkilerin havayla temas ettiğinde kemikleşensalgısıdır.
  • Destiseng (el taşı) ,
  • Sığır ödü SIĞIR ÖDÜ: Kitreli suyun yüzündeki boyaların çökmeden yayılmasını sağlamak amacı ile yüzeyde gerilim sağlayan, safra asitleri içeren bir maddedir
  • Kağıt, Tekne, At kılı Fırça, Tarak, Değişik kalınlıklarda ince tığ diyebileceğimiz Biz.

Su , Arap zamkı ve diğer malzemelerdir.

Sanatını farklı yüzeylere de taşıdığını görüyoruz. Örneğin, fular, kravat gibi. Buna nasıl karar verdin, nasıl ilerledi bu süreç?

Bir eserin ortaya çıkması zaman alıyor.Ebru özenle hazırlık isteyen bir sanat. Malzemelerin hazırlanması bazen birkaç gün almaktadır. Hatta bazı boyaların olgunlaşması ayları alabilmektedir.

Boyalar ve kitre hazırlandıktan sonra ve gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra bir eser yaklaşık 25-30 dakikada hazırlanmaktadır.

Ama dediğim gibi ön hazırlığı çok önemli.

Ünlü bir ressama sormuşlar. Ne kadar sürede resim yapıyorsunuz? Diye.

O da cevap olarak 30 yıl artı bir ay demiş.

Herkes bu ebru sanatıyla ilgilenebilir

Yetenek her sanatta gerekir. Ama unutulmamalıdır ki insan çalışarak herşeyin üstesinden gelir.

Herkes ebru yapabilir.

Evet ben de ebruyu daha önceki ebrucular gibi farklı zeminlerde yapmaya çalışıyorum. Sanat eserleri farklı yerlerde temsil edilirse insanların ilgisini çeker. Bu yüzden ben de kumaşa, seramiğe, cama ebru yapmaya çalışıyorum. 

Kültür Bakanlığı Sanatçısı olduğunu biliyoruz. Bilmeyen okurlarımız için, Kültür Bakanlığı Sanatçısı olmanın ne anlama geldiğini ve nasıl olduğunu anlatabilir misin? 

Kültür Bakanlığı sanata ve sanatçıya destek verilmesi ve somut olmayan kültürel mirasın korunması amacıyla değerlendirme yapıp “sanatçı tanıtım kartı” vermektedir. Merak edenler http://aregem.kulturturizm.gov.tr/ internet adresinde “Geleneksel El Sanatları ve Türk Süsleme Sanatları Sanatkârları Değerlendirme Kurulu Başvuru Belgeleri ve Değerlendirme Şartları” adlı başlıkta bulabilirler.

Oradaki açıklamayı faydası olur diye belirtmek isterim. Buna göre;

“Sanatçı Tanıtım Kartını kimlere verilir ve nasıl alınır?“Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının Tespit ve Kayıt İşlemleri Hakkında Yönerge” gereğince, bu alanda çalışmalarını yürüten geleneksel el sanatkârlarına, halk müziği mahalli sanatçılarına, halk ozanları(âşıkları) ve şairlerine başvurdukları takdirde Genel Müdürlüğümüzce, “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının Tespit ve Kayıt İşlemleri Hakkında Yönerge”ye göre oluşturulan kurul kararları doğrultusunda, Halk Kültürü Bilgi ve Belge Merkezimize kayıtları yapıldıktan sonra  “Sanatçı Tanıtım Kartı” verilmektedir.  İlgili Kurula katılım için Başvuru Formu ve şartları Genel Müdürlüğümüzün http://aregem.kulturturizm.gov.tradresinde yer almaktadır. Başvuruları Bakanlığımızın İsmet İnönü Bulvarı No:5 Kat :10 Emek-Çankaya/ ANKARA adresine posta yoluyla veya şahsen yapabilmektedir.” Denilmiştir.

Ben de bir sanatçı olarak aktarmış olayım.

Çalışmalarını Ankara’da bulunan atölyende hayata getirdiğini biliyoruz. Atölyeni nasıl kurdun, çalışma ortamını nasıl düzenledin? Atölyeyi yalnızca kendi çalışma alanın olarak kullanıyorsun yoksa ebru yapmak isteyenler de seni ziyaret edip ebru tecrübesine adım atabilirler mi?

Evet çalışmalarımı Ankara’da Tunalı Hilmi’deki atölyemde sürdürüyorum.

Hem kendim çalışıyorum hem kurs veriyorum.

Atölyemi de ailemin ve bana güvenen insanların büyük destekleriyle kurdum. Gerçi daha önce de atölyem vardı. Çünkü nasıl bir yemek için uygun malzeme ve kap lazım oluyorsa sanat için de gerekli olan malzemeler ve mekân ve ortam gerekiyor. Çalışma ortamımı da yine aile yakınlarım ve profesyonel tasarımcılarla düzenledik. Uzman yardımı aldım.

Atölyeyi yalnızca kendi çalışma alanım olarak kullanmıyorum, ebru yapmak isteyenler de beni ziyaret edip ebru yapabiliyorlar. Hatta özellikle çocuklara atölye çalışmaları en çok hoşuma giden faaliyetlerdir.

Kendim malzemelerle “huzurevlerine” hatta “rehabilitasyon merkezlerine” gidiyorum. Onlarla ebru teknesinde ebrular yapıp hoş sohbetler ediyoruz. Dünyanın en keyifli anları bir insana sanatla ilgili bir şeyler sunabilmektir sanırım.

Her sanatçının teknikler aynı olsa dahi çalışmalara yaklaşımı farklıdır, bir ebru eseri Nazife Balcı için nasıl ortaya çıkıyor? Öncesinde yaptığın bir ön hazırlık var mı? Desenlerini etkileyen konular nelerdir?

Ebru sanatı gelenekli bir sanattır. Bu yüzden; Türk Kâğıt Süsleme Sanatı, olarak 2014 yılı itibariyle ülkemiz adına UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesine kaydedilmiştir.

Takip ve devam ettirdiğimiz gelenekten gelen yöntem ve usuller vardır.

Bununla birlikte hemen her sanatçının “tarzı” olabilir. Bu geleneği yok etme değil farklı yaklaşım olmalıdır.

Ben de ebruya başlamadan önce ön hazırlık yaparım. Bilindiği gibi ebruda hijyen çok önemlidir. Ve ruhsal hazırlık gerektirir. Her aklınıza geldiğinde, her tekne başına geçtiğinizde istediğiniz deseni yapma imkanı olmayabilir.

Literatürde de yer aldığı üzere; “Ebru çok eski zamanlardan beri özellikle Selçuklu ve Osmanlı asırlarında Dar-ülŞifa’larda ve günümüzde ruh ve sinir hastalıkları alanında şifa kaynağı olmuştur. Ebrunun dimağın yıkanmasını sağladığı ve kötü düşünceyi engellediği bu sanatla ilgilenenleri güzel düşünmeye ittiğine inanılmaktadır. Ebru teknesinden tam olarak nasıl bir eserin ortaya çıkacağı bilinemez. Ebru ustasının yaptığı her ebru eseri tektir ve tekrarlanamaz. Aynısını bütünüyle yapmak olanaksızdır. Bu durum adeta, bize insanın tek ve özel olarak yaradılışını hatırlatır. Ebru sanatıyla uğraşmak, insanı günlük yaşamın monotonluğundan kopardığı gibi kişiye, o andaki duygu ve düşüncelerini, çok rahat ve özgür bir biçimde renk ve desen olarak dışa vurmasına imkan tanır. Bu imkan kişinin kendisiyle ilgili yeni bir bakı açısı kazanmasına da neden olur. Bu sanat, iletişimi kolaylaştırma, kendine güveni kazanma, zihni berraklık, negatif düşüncenin uzaklaştırılmasını kolaylaştırmaktadır Doğal olarak bu kazanımlar depresyon tedavisinde olduğu kadar sosyal fobi, içe dönük kişilik, kaygı, stres, panik atak gibi rahatsızlıklarda da önemli bir tedavi aracı olarak kullanılabilmektedir.”

Şu an bu söyleşini okuyan ebruya meraklı takipçilerimize iletmek istediğin herhangi bir mesajın ya da tavsiyen var mı?

Başta dediğim gibi ilginize teşekkür ederim. Umarım söyleşi faydalı olmuştur. İnsan içindeki madenin farkında olsa zannederim dışarıda amaçsız dolaşmaz. Söyleyeceklerimi söyleşide sizlere sunmaya çalıştım ama şunu da belirtmek isterim ki; her iyi niyetli insan çok kıymetlidir. Bu yüzden sanatla herkese ulaşabiliriz.

Sanatın yaşı, kimliği olmaz. Kimseye mal edilemez. Kimsenin tekelinde olamaz. Evrenseldir.

Sanat sevginin tüm insanlarca kabul edilmiş evrensel lisanıdır.

Benimle ilgili internetten:

www.nazifebalci.com/

https://tr.pinterest.com/nbalci78/

ve @sihirlifircasanatatolyesi & @sudakigizem sayfaları ziyaret edilebilir.

Birkaç eser fotoğrafını da sizlerle paylaşmak isterim.

 

Sağlıcakla kalın,

Sanatla kalın.

Bana bu imkânı verdiğiniz için teşekkürler.

Yorum yap

Tüm yorumlar yayınlanmadan onaya gönderilmektedir.