Yaratıcı Bir Söyleşi - Koray Gündoğdu & Cansu Dinç & Damla Açıl Karakurt

Yaratıcı Bir Söyleşi - Koray Gündoğdu & Cansu Dinç & Damla Açıl Karakurt

1.Random Design, Cansu Dinç Art, Atölye No.13. Bir grafik tasarımcı, bir mimar ve bir seramik sanatçısı. Akla zor gelecek ama mükemmel bir ekip oluşumu gibi gözüküyor. Bu nasıl oldu?

Damla: Bir süre evde devam ettirdiğim çalışmalarım, eve sığamamaya başlayınca küçük de olsa bir atölye açma fikrine dönüştü. Bu safhada çok sevdiğim bir arkadaşımın beni yüreklendirerek “Haydi birlikte açalım” demesiyle kendimizi Ankara kalesinde bulduk. Şansımıza Pilavoğlu Han’da, hanın bizce en güzel yeri olan çatı katına atölyemizi açtık. Bir taraftan çalışıyordum bir taraftan da fırsat buldukça atölyeme gidip kendimi, ruhumu beslemeye devam ediyordum. Şehirden uzak, 300 yıllık bir handa kendim gibi sanatla uğraşan insanlar ile birlikte 4 yıl geçirdim. Koray bu sırada hayatıma girdi. Bir yıl önce iş hayatımı sonlandırdım ve sadece çizim yaparak hayatıma devam etmeye başladım. Koray ile iyi anlaşıyorduk ve komşuluktan atölye ortaklığına geçsek mi sorusuna geldik ve daha kolay ulaşılabilir bir atölye arayışına başladık. Koray sayesinde Cansu ile tanışmıştım zaten ve üçümüz daha iyi oluruz dedik. Güçlerimizi birleştirelim istedik.

Ben hayaller paylaştıkça güzelleşir ve büyür diye düşünüyorum. Paylaştığın kişiler tabii ki çok önemlidir. Bir grafik tasarımcı, bir mimar ve bir seramik sanatçısı ilk bakışta alakasız gibi görünse de aslında birbirimize ve insanlara birlikte katabileceğimiz çok şey var. Hepimizin ortak noktası çizim yapmak, diğer yeteneklerimiz bence birbirimize kattığımız artılar oldu. Bence hepimiz birbirimize farklı açılar ve artılar katıyoruz.

Cansu: Aslında sanırım hikaye benim ofis hayatını bırakıp başka bir alternatif arayışında olduğum dönemde, yolumu Ankara Kalesi’ne, Damla ve Koray’ın atölyesinin olduğu o hana düşürmemle başladı. Bir süreyi hayatını atölyede üretim yaparak geçiren insanlar varmış şaşkınlığıyla geçirdim. İşte o günlerle başlayan hayatımı mimarlığın pratik sürecinden, sanata yöneltmeye çabaladığım, çalıştığım ve biraz da olsa yol aldığım yaklaşık bir yılın sonunda; ben de bir atölye ihtiyacı duymaya başladım. Şimdi de tatlı bir bahçe katında ‘bana ait’ bir odam ve ‘bize ait’ bir mekanımız var.

Koray: 2015 Yılında Ankara Kalesi’nde dükkan ve atölye açmak şeklinde başladı maceram. Damla ile aynı handa komşuyduk. Aynı zamanda güzel ve uyumlu bir arkadaşlıkta başladı. Bu birlikteliği bu sene aynı atölye fikrine evirmeye karar verdik. Cansu da bize bir kale ziyareti sayesinden bulaşmış oldu ve bir daha da çıkamadı. Hep birlikte gelişen uyum, fikir zenginliği ve beraberlik ile atölye fikrimiz de gelişmiş oldu.

2. Peki, o halde sizi tek tek biraz tanıyabilir miyiz? Nerden başladı sanat serüveniniz? Neden aldınız kalemi elinize?

Damla: Mesleğimi çok seven biriyim. Çocukluğumda annem, evde boş kağıt bulamayıp evdeki kullanım kılavuzlarının boş sayfalarına bir şeyler çizmeye çalışırken yakalardı. Mesleğimi kendim isteyerek seçtim, okudum ve istediğim mesleği yapmanın güzel hissi ile 15 yıl özel şirket ve devlet kurumlarında tasarımcı olarak çalıştım. Bu 15 yılın 11. yılında yani 2017 de artık tamamen bilgisayar başında hayatımı geçirmenin aslında benden bir şeyler aldığını fark ettim ve kendimi tekrar kalem, kağıt ve boyalara verdim. Başlarda sadece terapi gibiydi sonra kağıtlardan ahşap üzerine çizim yapmaya sonra kağıtlar yetmeyince duvarları boyamaya geçti. İstekler artıkça ben kendimi bulmaya başladım. Ankara’da cafelerden ofislere, spor merkezinden çocuk parkına birçok farklı yerde duvar çalışmalarım var. Bir yandan da insanlar evlerinde yaptığım sehpaları kullanıyor veya duvarlarına benim çizimlerimi asıyorlar. Bu çok güzel bir duygu. Umarım daha çok insana ulaşabilirim, kalemi, fırçayı elimden bırakmam.

Cansu: Aslında ben sanatın yetenekle ilgisi yoktur cevabına müthiş bir örneğim. Tüm çocukluğum test kitapları arasında geçti ve resmi sevdiğime dair sanıyorum minicik de olsa bir işaret yoktu. Tüm ailem şok içinde şu anda. İlk fırçayı elime almam, üniversitenin 3.senesinde bir seçmeli derste oldu ve bir anda tabi ki yıldızım parlamadı. Sadece o ders bana, çizdiğim tek bir çizginin bile o ‘an’a dair olduğu ve kıymetli olduğu bilincini getirdi. Resim yaparken rastgele oluşan tüm hataları kucaklamak istiyorum hala! Tabi ki okulun bitmesi, işe girmem ve yaklaşık 4 yıllık ofis deneyimi sırasında resim yapmak hep ikinci planda kaldı ve geri planda gelişmeye devam etti. Bir noktada kendi temsil aracımın, mimarlık hakkındaki duruşum da dahil; mimarlığın temsil araçlarıyla örtüşmediğini fark ettim ve sonrasını yukarıda anlattım sanırım 

Koray: Benim serüvenim 2015 yılında başladı. Bir merak üzerine yaptığım beton saksılar üzerine etiketler yapmak istedim. Sevdiğim çizerlerden de etkilenerek suluboya ile çizime başladım. O günden itibaren suluboya ve illüstrasyonlarıma devam ediyorum. Daha sonraları da seramik ile ilgilenmeye başladım. Toprak burcu olduğum için sanırım çekmiş olacak ki çamura bulaşmış oldum. Bu şekilde zaman zaman iki sanatı da harmanlayarak çalışmalarıma devam ediyorum.

3. Tarzlarınızda ve tekniklerinizdeki farklılıklar bir yana, aynı atölyeyi paylaşmak, aynı yaratıcı alanda bulunmak işlerinize nasıl yansıyor? Birbirinizden esinlendiğiniz ya da birbirinizin alanına müdahil olmamak için ekstra bir dikkat göstermeniz gerekiyor mu?

Damla: Tabii ki esinlendiğimiz şeyler oluyor en azından benim açımdan oluyor. Aslında olması da iyi oluyor diye düşünüyorum. Karar veremediğim zaman onlara sormak, fikirlerini almak hoşuma gidiyor. Bence iyi anlaşan ve birbirini anlayan bir ekip olduk, o yüzden müdahil olmamak için ekstra çaba harcadığımızı düşünmüyorum. Zaten çok şeker bir şekilde gidiyor. Gerçi biz atölyeyi açtık Covid-19 çıktı o yüzden çok fazla kullanıma açıp insanlar ile paylaşım yapamadık ama kısa sürede her şey yoluna girecek ve biz hazır bir şekilde burada olacağız. 😊

Cansu: Bence üretimlerimizin bu denli birbirinden farklı olması harika! Yaptığım her işte kollektif enerjinin varlığına çok inanıyorum. Damla ve Koray’dan sürekli öğreniyorum. Bundan bir yıl önce seramiğe dair hiçbir şey bilmezken, bugün üretimlerimin üç boyutlu temsillerinin arayışına girebiliyorum. Diğer yandan sanırım tarzımız gerçekten o kadar farklı ki üçümüz aynı anda bir seramik çamurunu aldığımızda (burada Koray öğretici olmasına rağmen) hepimizden birbirinden farklı ürünler çıkıyor. Belki biraz daha zaman geçirmek lazım bunu görmek için ama, şu ana kadar müdahil olmamak için hiç dikkat etmek zorunda kalmadık; nitekim olsak da dert etmeyiz sanırım. Üçümüz için de üretiyor olmak çok daha kıymetli.

Koray: Üçümüzün de aynı atölyede olması çok yeni bir durum ancak öncesinde de hep birlikte olduğumuz için birbirimizden hep olumlu yönde etkilendik. Hepimizin tarzları farklı olduğu için fikir alışverişleri de son derece olumlu oluyor. Tarzlarımız gerçekten çok farklı olsa da tabi ki benzerlik göstermemeye özen gösteriyoruz.

4. Bu denli yaratıcı üç sanatçının bir araya geldiği bir alanda hayaller de oluşuyordur diye düşünüyoruz :) Üçümüz birlikte şöyle bir proje çıkarsak mükemmel olur diye kurduğunuz bir hayal var mı? Ve elbette sakıncası yoksa bize de anlatır mısınız?

Damla: Aslında bu üçlüden çok fikir çıkar ama atölyeye yerleştikten sonra inşallah bir gün daha büyük bir alanda hem üretip hem eğitip hem de ürünlerimizi sergileyebileceğimiz daha kapsamlı bir atölye/dükkana geçme fikri konuşulmadı değil. Hayaller paylaştıkça büyür demiştim sanırım. 😊

Koray: Bunu henüz çok düşünecek fırsatımız olmadı ama bir sergi fena olmazdı =)

Cansu: Birlikte bir sergi açmak, belki bir iç mekan tasarımını hep birlikte yapmak gibi ara ara konuştuğumuz oldu. Birlikte bir mekan paylaşımının üzerinden kısa bir süre geçti ve pandemi oldu, sanırım hayaller bir süre askıda

5. Koray, müsaadenle bu sorumuz sana: Cansu’nun ve Damla’nın çalışmalarında en imrendiğin özellikler nelerdir?

Damla büyük işlerde çalışmaya çok aşina. Özellikle duvar çizimlerinde çok başarılı, onun kadar sabırlı ve temiz çalışamazdım kesinlikle. Bir de bende hiç olmayan akrilik boya kullanma teknikleri ve kontrolü enfes.

Cansu çok düzenli ve sistemli çalışıyor. Kafasında ne yapacağı nasıl yapacağı belli. Kontrol mekanizması aşırı iyi ve gelişmiş. Ayrıca kavraması ve el pratiği çok iyi. İkisini de seramiğe bulaştırdım ayrıca.

6. Cansu, aynı soruyu sana da sormak isteriz. Koray’ın ve Damla’nın çalışmalarında en imrendiğin özellikler nelerdir?

Damla’nın en nefis özelliği, devasa yüzeylerle çalışabiliyor olması sanırım benim için. Çok fazla duvar üzerine çalışması var ve tabi ki her seferinde yüzey, boyut kompozisyon değişiyor, yine de bir şekilde hakim oluyor, bu anlamda ondan öğreneceğim çok şey var.

Koray ise gerçekten çok başına buyruk bir tasarım anlayışına sahip, bu müthiş bir şey! Masanın başına oturuyor ve nasıl olduğunu bilmiyoruz ama her seferinde farklı bir ürünle, farklı bir detayla çıkıyor; çamurla onun arasında. Birbirini tekrar eden işler yapmaktan hiç hoşlanmıyor, o yüzden yaptığı her şey tek. Benim gibi seramiğe bulaştığından beri hemen hemen aynı seriyi devam ettiren biri için hayranlık verici bir durum.

7. Damla, elbette sana da sormadan duramazdık. :) Cansu ve Koray’ın çalışmalarında en imrendiğin özellikler nelerdir?

Öncelikle ikisinin de ortak yönü olan ders verme, insanlara bilgilerini anlatma becerilerine hayranım. Bu zamana kadar hep masa başında çalıştığım için bu iş biraz gözümde büyüyor açıkçası ama onlar beni cesaretlendirmeye çalışıyorlar. Bakalım bir gün ben de bir workshop ile kabuğumdan çıkacağım inşallah.

Tek tek bakarsak da Koray’ın farklı bir bakış açısı var onu çamura uyguluyor olmasına ve değişik işler çıkarmasına hayranım.

Cansu mimarlık bilgisini, tecrübesini kağıtlara ve tuvallere aktarıyor. Aslında benim gibi mesleğini başka bir becerisi ile birleştiriyor. Değişik materyaller ile resimlerini şekillendirmesi çok hoşuma gidiyor. Aynı zamanda dijital çizim de yapıyor bu da hep istediğim bir alan aslında ama tekrar bilgisayar başında uzun zaman geçirmek mi?! Belki biraz daha sonra denemeler yaparım.

8. Koray’ın sanata, üretime ve yaratıcılığa yaklaşımına önceki söyleşimizden aşinayız. Her sanatçının üretime, çalışmalara verilen değere, dağıtım ve paylaşım yöntemlerine yaklaşımı bambaşkadır. Bu doğrultuda siz kendinize çizdiğiniz yoldan memnun musunuz? Türkiye’nin sanata dair içinde bulunduğu yoldan ve gidişatını nasıl yorumluyorsunuz?

Koray: Gelişim sürecim sürekli devam ediyor, geçmişe dönük yaptığım işlere bakınca kendime, tekniğime ve tarzıma devamlı olumlu yönde kattığımı görüyorum. Bu yüzden şu anki gidişimden mutluyum. Ülke olarak da kıyaslanınca daha gelişmiş ve demokratik ülkelere nazaran sanatın yolu tabi ki zayıf, alttan gelen nesil kafa yapısı olarak bence çok iyi geliyor.

Damla: Türkiye’de sanat konusu biraz zor bir konu aslında. Bu ülkede sanatın içerisinde insanın kendine yer bulması ve bunu devam ettirmesi de ayrı bir zorluk. Sanat ile hayatını kazanmaya çalışmak biraz delilik belki de ama içinizde, hayalinizde varsa denemeye devam etmek bazen biraz zorunlu seçim oluyor. Sanata ve sanatçıya değer veren bir kitle var. Onlara ulaşmaya çalışıyorum, tabii çok başındayım ne kadar başarılı olurum bilemiyorum ama devam etmeye elimden geldiğince çalışacağım.

Cansu: Sanırım mimarlık pratiğinden geldiğim ve orada işler gerçek anlamda berbat olduğu için; sanat ortamını daha umut vaat edici buluyorum. Daha yolun çok başındayım, kendime henüz yol çiziyorum, adım adım kurmaya çalıştığım bir markam var aslında. Sanırım birkaç yıl sonra bu memnuniyeti sorgulayabilirim.  Sanatsal üretim ulaşılabilir olmalı diye düşünüyorum, ancak diğer taraftan da keşke belirli bir standart üzerinden yürütülebilse bazı durumlar. Türkiye’de özellikle basılı yayınlarda çizerin aldığı telif hala bir karmaşa içerisinde. Bu işin hobi olarak yapıldığı algısından kurtulmak ve buna bütçe ayrılması gerektiğinin farkında olarak proje yapmanın öğrenilmesi gerek. İronik bir biçimde sanatsal üretim ancak buna kaliteli zaman ayrıldığında gelişebilen bir sürece sahip ama Türkiye’de birçok sanatçı part-time yapmak zorunda kalıyor. Ben yaşam standartlarımda bir takım lükslerimden vazgeçerek tam zamanlı(!) sanatçı olabiliyorum. Yine de bugün sanata emek harcayarak hayatta kalabilmekten çok mutluyum.

9. Son olarak her söyleşimizde öğrenmek için can attığımız bir soru ile bitirelim istiyoruz. Biz Kutuda Sanat Var olarak herkesi sanata bulaştırmak ve herkesin yaratıcılığın tadını bir kere tatması için 3 yıldır inatla çalışıyoruz :) Sizin, isterseniz ekip olarak isterseniz tek tek, sanata bulaşmak, yaratıcılığını deneyimlemek isteyen birine vereceğiniz tavsiye ne olurdu?

Damla: Sizin inadınız da takdire şayan bir durum bence. :) Zamanında içlerinde kalmış o isteği, hayat ile mücadele etmeye çalışan insanların evlerine getiriyorsunuz. Keşke daha çok insanın haberi olsa. Hayat mücadelesinde, içinde kalmış bir isteği başarabilmek, başka bir yönden hayata bakmak insanlar için kıymetlidir. Biraz nefes aldırır diye düşünüyorum.

Cansu: Çok hayranı olduğum Patti Smith’in bir konserine katılma şansım oldu ve şöyle bir şey söyledi “bana nasıl ünlü bir sanatçı olabileceğinizi soruyorsunuz, onu bilmiyorum ama nasıl iyi müzik yapabildiğimi biliyorum, çalışarak”. İşte ben de kendime sürekli bunu hatırlatıyorum.  Attığınız tek bir çizgi, bir yüzeye bıraktığınız minicik bir leke bile kıymetli. Kimseye kulak vermeden, sadece her ne yapıyorsanız yapmaya ve üzerine çalışmaya devam edin diyebilirim.

Koray: Benim verebileceğim yegane tavsiye, denesinler lütfen. Yeteneğim yok demek yerine olup olmadığını iyi veya kötü tecrübe edip kendileri karar versinler.

Yorum yap

Tüm yorumlar yayınlanmadan onaya gönderilmektedir.