Yaratıcı Sevgililer Günü

Yaratıcı Sevgililer Günü

YAZAN: ŞİRİN ÖTEN

Bir Şubat ayı daha kapımıza dayandı. Vitrinler, reklam filmleri, promosyon mailleri… Kırmızı bizi çağırıyor! Özellikle güllerle ve kalplerle bezeli görsel bir dil eşliğinde, tüketim alışkanlıklarımız kaşınıyor. Ama bu yazıda size Sevgililer Günü’nün ne kadar da kapitalist bir oyun olduğundan bahsetmeyeceğiz. “Kutlamayın, protesto edin” gibi yine, Şubat aylarında duymaya alışık olduğumuz tavsiyelerde de bulunmayacağız. Bir sorudan yola çıkarak, Sevgililer Günü’nü başka açıdan değerlendirmeye çalışacağız.

Daha çok rezervasyon yaptırmak, hediyeler için para harcamak anlamına gelmeye başlamış bu günü bir “Sanat Bahanesi”ne çevirmemiz mümkün olabilir mi acaba?

Tükenmişlik Sendromu Neden Popüler” yazımızda, ellerimizle üretmeye neden ihtiyaç duyduğumuzdan bahsetmiştik. Tükettiğimiz kadar üretmediğimiz zaman dengemizin neden bozulduğunu açıklamaya çalışmıştık. Peki, birey olarak yaşadığımız bu açmazın ilişkilerimize yansımaması mümkün mü?

Günümüzde uzun ilişki yaşayan insanların sayısı gittikçe azalıyor. Çevrenizde uzun ilişkileri yürütebilen çiftlerin, nasıl şaşkınlıkla karşılandığına şahit olmuşsunuzdur. Hatta belki bunlardan biri de sizsinizdir. Uzun ilişkileri yürütebilen insanlara hep o klişe soru sorulur: “Sırrınız ne?” Çoğu zaman uzun yıllardır birlikte olan çiftler de sırlarının ne olduğunu bilmezler. Hatta çok yolunda giden ilişkiler yaşarken şöyle cümleler kuran insanlarla karşılaşabilirsiniz;

“Yani, gayet iyiyiz ama artık aramızda aşk kalmadı, bizimkisi daha çok sevgi bağı…”

Dikkat! Yukarıdaki cümlede yer alan “sevgi” ve “aşk” sözcükleri taşıdıkları anlamın biraz daha ötesinde bazı anlamlar taşır. Cümlenin kuruluşundan da anlaşılacağı üzere, bu cümleyi kuran kişi için genelde “aşk” daha heyecanlı ve caziptir, “sevgi bağı” ise daha rutin ve alışkanlık haline gelmiş bir ilişkiyi anlatır. Aynı kişi içinde yaşadığı karışık duyguları tarif etmeye çalışırken ağzından şöyle cümleler dökülebilir;

“İnsan doğası, tek eşli olmayabilir gerçekten… Yani iyi bir ilişkim var ama…”

Hatta bu varsayımı bilimsel zeminlere oturtmak için yapılan çalışmalar, yazılan kitaplar bile vardır. Aşk geçicidir, sevgi kalıcı, aşk sadece bir hormondur, aşk yanıltır, önemli olan sevgidir gibi onlarca önerme ile karşılaşmamız mümkün.

Kendi yarattığımız sözcüklerin anlamları içinde boğulmaktan biraz uzaklaşabilmek için, ilişkilerimizin üretken olup olmadığına dikkatinizi çekmek istiyoruz. Örneğin, sevgililerimizle, bir kafede oturmak, sinemaya gitmek, tatile gitmek, restoranda yemek yemek gibi aktivitelerin dışında yaptığımız ne kadar az etkinlik var. En sık yaptığımız etkinlikler ise ne kadar tüketmeye odaklı. Bir filmi tüketmek, güzel bir yemeği tüketmek, alışverişe gidip parayı tüketmek ve daha bir sürü şey…

Eğer insan gerçekten mikro kozmos ise ve doğadaki her canlı tükettiği kadar üretmediğinde denge bozuluyorsa, günümüzde ilişki ömürlerinin neden kısaldığını daha net anlayabiliriz. Birlikte üretmenin bambaşka bir iletişim biçimi olduğunun da altını çizmek gerekir. Şimdi konuyu yeniden “Sevgiler gününe” getirelim. Bu yıl sevgililer gününde, eşinizle bir şeyler “yapmaya” ne dersiniz? Ama kelimenin tam manasıyla yapmaktan bahsediyoruz. Mesela birlikte bir tablo yapmak? Sevgililer Günü’nü bir sanat bahanesine çevirmek ve hem kendinizin hem de ilişkinizin üretme ihtiyacını karşılamak çok keyifli olmaz mıydı? Bu yılki Sevgililer Günü hediyeniz, onunla birlikte yaparken geçirdiğiniz keyifli anların izlerini taşısın. İlişkiniz için önemli olan semboller, renkler, dokular, birlikte oluşturacağınız sanat eserine işlesin. Rengarenk boyalar, fırçalar, kalemlerle elleriniz birlikte kirlensin. Birbirinizin beğenileriyle, yaratıcılığıyla ve sadece sanat ile temas ederken açığa çıkan içsel çocuğuyla iletişime geçme şansı yakalayın. Sanat üretirken insanların bilinçaltlarıyla temas kurdukları ve kendilerinin bile hiç bilmedikleri özelliklerini fark ettikleri artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Bu keşfi birlikte yaşayın ve çok iyi tanıdığınız birinin bile hiç bilmediğiniz bir yönüyle temas etme olanağı yaratın. Hem kendinize, hem ilişkinize, sonunda ortaya ne çıkacağını bilmediğiniz bir süreç tasarlayın ve sürpriz sonucu birlikte karşılayın. Antik Roma’da bir bereket tanrısı için yapılan ritüellere dayanan Sevgililer Günü, artık bizim için tüketim günü olmaktan çıkıp üretmenin bereketine böylece yaklaşabilir.

Sevgilinizle birlikte sanat üretme fikrini sevdiyseniz ama pratikte nasıl olacağını hayal edemiyorsanız, işinizi hemen kolaylaştırabiliriz. Sanat kutularımızı inceleyip, birini seçerek sevgilinizle bu deneyimi yaşayabilirsiniz. Sonra olacaklar sevginizin ve sanatın gücüyle şekillenecek. Bu yılki Sevgililer Günü’nü bir sanat bahanesine çevirmek sizin ruhunuza da, ilişkinizin ruhuna da iyi gelecek. Sevgililer Günü’nüzün sanat dolu geçmesi dileğiyle.

0 yorum

Yorum yap