Kaplumbağa Terbiyecisi Olarak Osman Hamdi Bey

Kaplumbağa Terbiyecisi Olarak Osman Hamdi Bey

YAZAN: ŞİRİN ÖTEN

Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı eseri, ülkemizde resim sanatı dendiğinde ilk akla gelen ve en çok bilinen eserdir. Sanat eleştirisi, kültürümüze çok geç giren ve hala tam olarak kurumsallaşmayan bir olgu olmasına rağmen, “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı eser üzerine, çok sayıda analiz yazısına rastlamak mümkün. “Nedir bu eseri bu kadar önemli yapan?” sorusunun cevabını bulabilmek için Osman Hamdi Bey’i daha yakından tanımak yerinde olacaktır.

Osman Hamdi Bey, en çok ressamlığıyla bilinen ancak aynı zamanda önemli bir arkeolog ve müzeci, daha önemlisi bir Osmanlı aydınıdır. Osmanlı Devleti’nin okuması için yurt dışına gönderdiği dört yetenekten biridir ve on yılını Paris’te geçirmiştir. Ömrünü aldığı eğitim ve edindiği kültürel birikimi, Osmanlı Halkı’na aktarmaya adamış, bunun için önemli adımlar atmış bir sanatçı olarak Osman Hamdi Bey eserlerinde, sıklıkla sanata verdiği öneme atıfta bulunmuştur. Bir toplumun gelişiminde sanatın ve sanat eğitiminin önemine inanan Osman Hamdi Bey, bugünki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin temeli olan Sanayi Nefise Mektebini kurmuş ve uzun yıllar yönetmiştir. İstanbul Arkeoloji müzesini kurmuş ve uzun yıllar müdürlüğünü üstlenmiştir. Kültür ve sanat alanında, Osmanlı Devleti açısından devrim niteliğinde girişimlerde bulunmuş olması onun sanat eserlerinin de bilinirliğini arttırmıştır. Ancak “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosunu öne çıkaran esas unsur, diğerlerinden daha iyi bir teknikle yapılmış olmasından çok, tablonun temasının, Osman Hamdi Bey’in yaşamıyla doğrudan ilişkilendirilebiliyor olmasıdır.

Osman Hamdi Bey’in en bilinen eseri “Kaplumbağa Terbiyecisi” sadece ustalık eseri olduğu için değil, aynı zamanda Osman Hamdi Bey’in kendi hikayesinin temsili olarak yorumlandığı için de bu denli klasikleşmiştir. Hemen tüm uzmanlar adı geçen tablodaki figürün, Osman Hamdi Bey olduğu konusunda ortak bir kanıya sahiptir. Osman Hamdi Bey’in ömrünü insanların eğitimine, sanatı önemsetmeye adamış ve bu uğurda çoğu zaman yalnız kalmış olması, onun çabalarının karşılığını çok yavaş veriyor olması resimde yer alan sembollerle örtüştürülmektedir. “Terbiye” edilmesi çok güç, hatta belkide imkansız olan kaplumağaların resimde halkı temsil ettiği, kaplumbağaların en belirgin özelliği olan yavaşlığın da, Osman Hamdi’nin çabalarının etkisine bir atıf olduğu kabul görmüş varsayımlardandır. Resimdeki figür yüzünü küçük bir pencereden gelen ışığa dönmüş, elinde ise sanatı temsilen bir ney tutmaktadır. Yani yine kabul gören varsayıma göre, resimdeki temsili Osman Hamdi Bey, kaplumbağaları bir müzik aleti olan Ney ile yani sanat ile terbiye etmeye çalışmaktadır. Kimi uzmanlar, adamın Neyi arkasıda tutuyor olması ve figürün öne eğilmiş bir biçimde resmedilmiş olmasını, Osman Hamdi Bey’in yorgunluğunun ve inancının zayıfladığının göstergesi olarak kabul eder.

Tüm bu yorumlamaların hiç biri elbette sarsılmaz doğrular olarak kabul edilemez. Sanat eserlerinin sonsuz çeşitlilikte yorumlanabildikleri gerçeğine dayanarak “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı esere başka bir gözle bakmak istiyoruz. Öncelikle resmin, Osman Hamdi Bey tarafından bir yıl arayla iki kez yapıldığını ve ikincisinde ufak tefek farklılıklar olduğunu belirtmekte yarar var. Uzmanların, ikinci resmin büyük oranda ilkine benzemesinden dolayı, aradaki küçük farkları ihmal ettiğini söyleyebiliriz. Kaplumbağa sayısının artması, pencere önüne yerleştirilen testi, renklerin koyulaşması ve sıvası dökülmüş duvara asılan “Allah ve Muhammed” yazısı ikinci resimde ilk anda göze çarpan yenilikler olarak karşımıza çıkıyor. Bu yenilikler bazı uzmanlar dışında genel olarak estetik düzeltmeler olarak kabul görüyor. Ancak ikinci resimde pencerenin ve içeriye ilettiği ışığın zayıflaması, kaplumbağaların dizilişi, su testisinin eklenmesi gibi detayların biraz daha dikkatlice incelenmeyi hakkettiği kanısındayız. İlk resimde bulunan beş kaplumbağadan ikisi adama arkasını dönmüş ve ondan uzaklaşıyor. Geriye kalan üç kaplumbağa ise adama dönük sanki onu dinliyorlarmış izlenimi yaratıyor. Osman Hamdi Bey, ikinci resime bir kaplumbağa daha ekleyip, kaplumbağalardan yalnızca birinin arkasının dönük olduğunu gösteriyor bize. Geriye kalan üç kaplumbağa ilk resimdeki gibi yerleştirilmiş ancak ilk resimde arkasında kalan ve ondan uzaklaşıyormuş gibi görünen kaplumbağa, ikinci resimde adamın sağında ve solunda, yani yanında yer alan kaplumbağalara dönüşüyor. İkinci resimde duvar kenarından arkası dönük bir şekilde uzaklaşan kaplumbağanın karanlığa yürüdüğü hissi, resimde azaltılan ışığın vurgusuyla güçleniyor.

kaplumbaga_terbiyecisi_osman_hamdi_bey

Peki, Osman Hamdi bey böyle bir düzenlemeyi neden yapmış olabilir? Acaba anlatmak istediği başka bir şey daha olablir mi? Bu sorular çerçevesinden düşünmeye başladığımızda Osman Hamdi Bey’in yorgunluğunun ve umutsuzluğunun resimde temsil edildiğini varsaymak çok tutarlı gözükmüyor. Kaplumbağalar halkın temsili ise yalnızca tek bir kaplumbağnın karanlığa yürümesi, diğerlerinin ise müziğin etrafında başlarını dik tutuyor olması Osman Hamdi Bey’in, sanata olan inancının sağlam bir kanıtı olarak karşımızda duruyor. Belki de inancını desteklemek için, bu inancın temsili olarak sıvası dökülen duvara “Alllah ve Muhammed” yazısını yerleştiriyor. Yavaş hareket etseler ve evcilleştirilmeleri zor olsa bile, sanat ve inançla kaplumbağalara seslendiğinde, çoğunluğu sağlayabileceğine inanıyor ve bunu resmediyor Osman Hamdi Bey tablosunda. Daha önemlisi tesir edemediği istisnaların da olabileceğini ancak onların karanlığa yürüdüğünü işaret ediyor. İkinci resimde eklenen su testisi bu gidişte, karanlığa yürüyen bir kaplumbağanın nelerden vazgeçtiğini de daha güçlü biçimde vurgulamış oluyor. Kaplumbağalara tesir etmek için yaprak yani yiyecek, su ve sanatı kullanıyor resimdeki adam. Yani sanatı, yeme-içme kadar temel bir ihtiyaçla bir tutuyor. Karanlığa yürüyen bir kaplumbağa ise sadece sanattan değil hayatta kalmak için gereksinim duyacağı tüm ihtiyaçlardan uzaklaşmış oluyor.

Bu tablo için mutlaka düşünülmesi gereken bir başka unsur ise resimde yer alan insan figürünün, sırtında yer alan nakkare şüphesiz. Nakkare de bir çeşit enstrumandır ancak uzmanlar tarafından resim hakkında yapılan değerlendirmelerde, Nakkare’den sanatın temsili olarak bahsedilmez. Bunun yerine sanatın temsili olarak Ney kabul edilir. Nakkare ise, resimdeki figürün kaplumbağalara benzemek için taktığı, onlarla bir olmak için sırtına geçirdiği bir çeşit kamburdur. Osman Hamdi Bey, bir müzik aletini sadece kaplumbağalara benzemek için resmine dahil etmiş olabilir mi? Belki de bu sebeplerden yalnızca biri olabilir. Ancak Nakkare Mehter takımlarında çalınan bir çeşit davuldur ve neresinden bakarsak bakalım, o da bir müzik aletidir. Ancak bu müzik aleti bir orduya moral vermek, savaşta müzik taktiği yaparak psikolojik üstünlük sağlamak, yahut askeri bir zaferi kutlamak için kullanılır. Yani mevcut kültürümüzde, sanatın en yerleşik ve işlevsel kullanımı savaşmak, yok etmek içindir. Eğer kaplumbağalar halkın temsiliyse işte halkın sırtında kamburlaşmış bu sanat algısı, onun sanatla yok etmek yerine, yaratmaya ikna olmasını yavaşlatmaktadır. Adamın sırtındaki Nakkare ile oluşan yükse, fazladan onlara benzeme çabası olarak değil bilakis, onlardan biri olan, aynı kültürde yaşayan ve üreten biri olarak Osman Hamdi Bey’i yavaşlatan kambur olarak yorumlanabilir. Sırtında savaşmak, fethetmek üzerine inşa olmuş bir kültürün kamburunu taşısa da, barışın, sabrın inancın sembolü olan Neyi, sıkı sıkıya tutmaya devam eder Hamdi Bey. Kendini onlardan üstün ya da farklı görmediğine dair en önemli kanıt ise eserine kendi koyduğu isimdir. Ressamlar Cemiyeti tarafından çıkarılan bir dergide, Osman Hamdi Bey eserine “Kaplumbağalar ve Adam” ismini vermiştir. Ancak ne yazık ki,, sanatı ve sanatçıyı halktan ayrıştırma, onu daha yukarıda bir mertebeye yerleştirme eğiliminin yaygın olduğu kültürümüzde Osman Hamdi Bey’in bu eseri “Kaplumbağa terbiyecisi” ismini almıştır.

 

0 yorum

Yorum yap